|
![]() |
| Yıl:30 Sayı:10628 |
M.S. 2009 (18 Kasım) |
0 Krş |
![]() |
|
| ÖLÜM TARLALARI |
|
"Depreme en çok ölü veren İzmit'te mezar kazmak için kazma, kürek ve insan sıkıntısı ortaya çıkınca, toplu mezar gündeme geldi ve belediye kepçe kullanmaya başladı..."
Milliyet Gazetesi 20.08.1999
Hatırlıyor musunuz? |
|
|
|
| Bilimsel Yayınlar : |
| • |
Temur, R., (Prof. Dr. Namık Kemal Öztorun danışmanlığında) "Hızlı Durum Tespit (DURTES) Yöntemi ve Bilgisayar Programının Geliştirilmesi", İstanbul Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, 2006, İstanbul. (Yüksek Lisans Tezi)
|
 |
 |
| • |
Bekdaş, G., Temur, R., Şahan, S., Çavuş, K., Özcan, H., Şener, E., Deniz, K., Yıldızlar, B., Gürsoy, M.G., Öztorun, N.K., Çelik, T.,: "İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Eğitim Hastanesi A3 Bloğu Ön İncelemesi", Mühendislik Bilimleri Genç Araştırmacılar I. Kongresi, 17-20 Şubat 2003, İstanbul.
|
 |
 |
| • |
Temur, R., Öztorun, N.K.,: "Uzman Bilgisayar Programı DURTES ile Genel Amaçlı Sonlu Eleman Programlarının Entegrasyonu", Türkiye İnşaat Mühendisliği XVII. Teknik Kongre ve Sergisi, 15-17 Nisan 2004, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul.
|
 |
 |
| • |
Temur, R., Öztorun, N.K.,: "Hızlı Durum Tespit (DURTES) Yöntemi Yazılımının Geliştirilmesi", II. Mühendislik Bilimleri Genç Araştırmacılar Kongresi, 17-19 Kasım 2005, İstanbul.
|
 |
 |
| • |
Temur, R. : "Geliştirilmiş Hızlı Durum Tespit Yöntemi", Yapısal Onarım ve Güçlendirme Sempozyumu, 7-8 Aralık 2006, Denizli.
|
|
|
|
| Örnek Yazılım Kodları : |
| • |
Düzlem çubuk elemanlarından oluşan sistemleri sonlu elemanlar yöntemi ile analiz eden yazılımın Fortran 77 kodları.
• Kaynak kod: RATE.FOR
• Örnek veri : RATE.DAT |
| • |
İsoparametrik plak elemanlarını analiz eden yazılımın Fortran 77 kodları.
• Kaynak kod: PLAK.FOR
• Örnek veri: PLAK.DAT
• Örnek analizler: İsoparamerik Plak Elemanlarının Analizi  |
|
|
|
|
|
Atatürkiye.com(1999)
• Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı'nın izni ile "Nutuk", "Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri I-II-III" ve "Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü" isimli eserler içerik olarak eklenmiştir.

• Araştırmacılar için, ilgili sayfaların alt kısmına internet üzerindeki konu ile ilgili kaynaklara dış bağlantı verilmeye başlanmıştır.
|
|
| |
(Hazırlık aşamasında)
Ermeni diasporasının iddialarına karşılık Türk tezlerini, Genelkurmay Başkanlığı ve Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nün belgeleriyle dünya kamuoyuna anlatmayı amaçlayan bu çalışmanın www.ermenisorunu.net adresinde yayıma başlaması öngörülmektedir. |
|
|
DURTES (2005)
Hızlı Durum Tespit Yöntemi'nin (Bkz.http://www.istanbul.edu.tr/muh/insaat/durtes.html) internet tabanlı ve masaüstü yazılımını geliştirme çalışmasıdır.

Masaüstü yazılımı 2006 yılında yüksek lisans tez çalışması kapsamında geliştirilmiştir. (Tez çalışmasına Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi'nden erişilebilir: http://tez2.yok.gov.tr/ )

İnternet tabanlı yazılım, Php dili, MySQL veritabanı ve Ajax tekniği ile tasarlanmaktadır. |
|
|
İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Logosu
(2008)
İnsanoğlu ilk çağlardan beri yol bulmak için yıldızlardan istifade etmiştir. Bu yönüyle
yıldız formu, bilimin "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir" sözünde işaret edilen yol gösterici özelliğini simgelemektedir.

Bilimsel araştırmaların iki temel amacı:
• Evrensel düzeyde bilgiyi üretmek,
• Ulusal sorunların çözümünde evrensel bilginin kullanılabilirliğini sağlamaktır.

Merkezdeki yıldız formu dört ana ve dört de ara coğrafi yönü işaret etmekte ve bilimsel araştırmaların evrensel amacını simgelemektedir.

Türk yıldızı olarak da bilinen sekiz köşeli yıldız formuna sahip dıştaki yıldız ise bilimin ulusal amaçlarını simgelemektir.

Sekiz köşeli yıldızın arka planındaki kırmızı daire formu, yeryüzünü, dış kısımda bulunan ve kurum isminin yazılı bulunduğu lacivert halka ise gökyüzünü temsil etmektedir. 
Logoda kullanılan lacivert renk bilgeliği ve evrenselliği, beyaz renk ise bilimin sonsuzluğunu simgelemektedir. |
|
| |
|
| Desteklenen Wiki projeleri : |
|
|
|
|
|
|
| "Aşk imiş her ne var âlemde. İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak." |
| Fuzûlî |
|
|
Nemrut, İbrahim peygamberin ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydanın ortasına, odunlardan çok büyük bir yığın yapılmasını da istemiş.

Odunlar yanmaya başladıktan sonra alevler o kadar yükselmiş ki, çocuklar adeta bulutların tutuşacağını sanmış. Bütün hayvanlar korkmuş kaçmış. Kralın askerlerine verilen emir, İbrahim peygamberi mancınıkla ateşin tam ortasına atmakmış. Bunu yapmalarının sebebi, herkesin bu olaydan ders alıp Nemrut'un ne kadar güçlü bir kral olduğunu anlamaları içinmiş. Ve bir daha kimsenin, İbrahim peygamber gibi ona karşı gelmeye cesaret etmeyi akıllarından bile geçirmemelerini sağlamakmış. Bu sırada bir karınca da ağzında küçücük bir damla suyla koşa koşa ateşe doğru gidiyormuş. Hem de boyu göklere varan cehennem ateşine doğru. Başka bir karınca, onun bu telaşını görüp, hemen yanına yaklaşıp dayanamayarak sormuş:

"Hayrola, nereye böyle, ne bu acelen?"

Ağzında bir damla su taşıyan karınca, o bir damlayı ellerinin arasına alıp, "Duymadın mı?" demiş. "Nemrut, İbrahim peygamberi ateşte yakacakmış. Bu yüzden ben de ateşin olduğu yere su taşıyorum"

Bu sözleri duyan karınca, kendini tutamayarak kahkahalarla gülmeye başlamış.

"Sen şu ateşe yüzünü dönüp hiç bakmadın mı?" diye sormuş. "Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?"

Su taşıyan karınca, gayet kendinden emin bir şekilde "olsun" demiş. "Hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır" |
| Kaynağı bilinmiyor |
|
Bu da geçer yâ hû
|
|
Oğul;

“İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. Hırsımız, bencilliğimiz…”

Dünya bir garip han, bir hoyrat mekan,
İnsan bir garip varlık kabına sığmayan…
Hayat bir yudum su, bir anlık rüya…
Ömür bir kısa yol tekrarı olmayan…

Bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın. Teklik sadece Allah’ a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilere danışarak tutasın, danışırsan yol alırsın, danışmasan yolda takılıp kalırsın oğul.

“Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.”

Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. Güç hayvanda bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Anahtara takılmayasın. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır. Sırlar ki, ebedî muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur. Aklını kullanıp dünyadayken cennetin kapılarını aralayasın oğul.

“Öfken ve benliğin bir olup aklını yener! Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın, azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil, her işin gereğini vaktinde yap!”

Öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul. İnsanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir. Öfkeyle savaşı daima taze tutmak gerektir.

“Yolcu, buruk baş gerek
Gözde daim yaş gerek
Huy biraz yavaş gerek
Yoksa yollar aşılmaz.”

diyen ne güzel söylemiştir. Öfke benliğin yemi, en lezzetli gıdasıdır. Benlik semirdi mi irade yok olur gider. İradesi zayıflayanın ruhu intihar eder. Posalaşmış bir beden taşımak ne ağır zillet, ötelere kapalı bir ruh taşımak ne büyük ihanet.

Sabırsız olmaz oğul. Sabırsız menzile varılmaz. Kaf Dağı’na sabırsız ulaşılmaz. “Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.” İnsan ocaklar gibi yanmalı, yanmalı da kimselere gamını ilan etmemelidir. Gözünü ötelere dikesin oğul, hesabını idealine göre yapasın. Şunu da asla unutmayasın: “Her şeyin vakti tayin edilmiştir. Vaktinden önce öten horozun başı kesilir.”

Vazifen çetin, yükün ağırdır oğul. Hizmette önde ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmakta kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı Yaratan’ın kullarına ihsanıdır.

“Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü söyleme, bildiğini bilme, sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme.”

Bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Muhabbet yolunun gizlisi saklısı yoktur oğul. Ama altının değerini de sarraf bilir, sözünü muhatabına göre ayarlayasın. Cahilin karşısında altınlarını çamura atmayasın. Yiğit olan kördür, kötülüğü görmez; sağırdır, kem sözü işitmez; dilsizdir, her ağzına geleni demez. Bildiğini de her yerde ayaklar altına sermez. Yunus gibidir o; yüreği muhabbete, gönül ibresi Hakikate ayarlıdır. O bir defa söz verdi mi, onu namusu bilir.

“Ananı, atanı say; bereket büyüklerle beraberdir!”

Anadolu; içinden kıvrım kıvrım ırmaklar akan, ağıtları alev alev ciğerler yakan… “Ana”larla dolu olan...

Ana çile yumağıdır, oğul dua kaynağıdır. Ana yüreği narin bir ipek, ata bileği Hakk’ın diktiği en sağlam direktir. Ne ananın ince yüreğini yakasın, ne de babanın kapı gibi bileğini kırasın oğul. Yarın yuva kurduğunda ocağınla onlar arasında köprü olasın. Ana ve ata düşmemek için sırtımızı dayadığımız duvardır, yarın duvar yıkıldığında kıymetini anlarsın.

“Sevildiğin yere sıkça gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibarın kalmaz. Düşmanını çoğaltma, haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki; atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!”

Her şeyin ortası makbuldür, sevginin de. Sevdiğini gereğinden fazla sevmeyesin. Sevgini de, sadece yüreğinin eline vermeyesin. En çetin imtihan “sevgi”yle olanıdır. “Kişi ne kadar bahadır olsa da, muhabbete tuş olur.” diyen atanın sözünü aklından çıkarmayasın. Böyle imtihan olmamak, istikbalde neslinden utanmamak için gecelerin bağrında, seherlerin aydınlığında duaya durasın. Senin ideallerin ve geleceğe dair hedeflerin var oğul.

Gönül adamı ömrünü boşa harcamaz, yüreğini ucuza satmaz, edep tacını başından almaz. Gönül erinin her zaman yüzü yerde, gönlü göktedir. Haklı olduğunda kavga vermesini bilir. Kavgayı sadece bileğiyle değil, ilmiyle ve yüreğiyle yapmasını bilir.

İyiliğe kötülük, şer kişinin kârı,
İyiliğe iyilik her kişinin kârı,
Kötülüğe iyilik de, er kişinin kârıymış oğul.

Sen bizim rüyamız, sen bizim devamız, sen bizim duamızsın oğul. Daima başın dik, alnın ak, gönlün pak olsun.

Zümrüt-ü Anka’nı iyi seç ki Kaf Dağı sana yakın olsun. Yolun ebediyete kadar açık olsun. |
Şeyh Edebâli
(Osman Gazi'ye nasihatı) |
|
Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin.
Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes, seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna dayanacaksın. Önüne sonsuz engeller yığacaklardır.
Kendini büyük değil; küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyecegine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse şayet, bunu söyleyenlere güleceksin. |
| Mustafa Kemal ATATÜRK |
|
Âşık-ı sâdıkda dil birdir olur mu yâr iki
Hiç bir taht üstüne mümkün müdür hünkâr iki
|
| Sultan II. Selim |
|
Sizler kadının kapanmasını istedikçe, herkeste onu görme isteğini kamçılamış olursunuz. Bir erkek gibi, bir kadının da yüreği iyiyse, sen hangi yasağı uygulasan da o iyilik yoluna gidecektir. Yüreği kötüyse, ne yaparsan yap, onu hiçbir şekilde etkileyemezsin.
Kıskançlık denen şeyi bilme. Cahillerdir kadından üstün olduklarını sananlar. Cahiller kabadır. Sevgi ve güleryüz nedir bilmezler. Bunlar hayvanî niteliklerdir. Seven erkek ise, kadınla eşittir. |
| Mevlâna Celâleddin-i Rûmî |
|
Hayat böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Bu acizlik değildir. Dikkat et sözüme: Bu dünyada ölümden başka hemen her şeyin çaresi vardır. |
| Peyami Safa |
|
|